Nisan 19, 2014
 
 
 
 
 
 

[ARAŞTIRMA-YAZI DİZİSİ]-5 ‘Gençler Jugendamt kontrolünde kötü alışkanlıklar ediniyor’

11 Aralık 2009, Cuma / ARAŞTIRMA, ROPÖRTAJ, İSMAIL ÇEVİK, ICEVIK@EUROZAMAN.DE
Write Comment 0 Add to Google
Çocuğun refahı adı altında insan hakların aykırı uygulamalar yaşandığını ifade eden Dr. Jackel, ?Her Jugendamt çalışanı çocuğun refahını farklı tanımlıyor. ?dedi.
ugendamt konusunda uzman yazar Dr. Karin Jäckel, çocukların Jugendamt kontrolünde kötü alışkanlık edinmelerinin bilinen bir şey olduğunu vurgulayarak “ Çocuk bir anda farklı yabancı bir bakıma maruz kalıyor. Bir de 14 yaşından sonra çocuğun alkol almasını, cinsel birlikteliklerini normal karşılıyorlar. Jugendamt yurtlarında ailelerinden olduğundan daha fazla özgürlük (!) ortamına kavuşuyorlar. Çocuk bunu sınırlayamıyor ve birçok kötü alışkanlık edinebiliyor.”dedi.
 
Almanya’da Jugendamt ile sadece göçmen aileler sorun yaşamıyor. Birçok Alman aile de çocuklarının haksız yere ellerinden alındığı gerekçesi ile mahkemeye gidiyor.Gençlik Kurumları’nın uygulamalarının Avrupa hukuk standartlarına uygun olmadığını söyleyen Dr. Karin Jackel, “Jugendamt’ların bağımsız olması temel problemlerden birisi. Diğer bir problem ise el konulan her beş çocuktan birisine mahkeme sürecinin yapılmaması” diyor. Çocuk kitapları ve Jugendamt üzerine araştırmaları ile ünlü yazar Dr. Jackel, kurum çalışanlarının yeterince kontrol edilmemesinin haksız uygulamalara sebep olduğunu belirtiyor. Lübnanlı bir annenin Jugendamt’a karşı verdiği mücadeleyi “Oğlum olmadan hayır!- Nicht Ohne mein Sohn” ismi ile kitaplaştıran Dr. Jackel, “Jugendamt binlerce annenin göz yaşına sebep oluyor.” diyor. Dr. Jackel ile Jugendamt’ın temel sorunlarını anlattı.  

Gençlik dairelerinin bağımsız hareket etmesi temel sorunlardan

Almanya’da çocukların refahını koruma adına Jugendamt’ların bağımsız hareket etmelerini bir sorun olarak görüyorum. İdari denetim mekanizması olmadığı için genelde çalışanları kendi düşüncelerine göre ve ön yargıları ile karar verebiliyorlar. Yasalara göre yerel kurumlar bağımsız olduğu için çalışmalarını denetleyecek bağımsız bir idari yapı maalesef yok.

Siyasiler çocukların Jugendamt müdahaleleri ile daha iyi korunacağını düşünüyor

Ben siyasilerce de Jugendamt kurumları tarafından ailelere müdahale edilmesinin istendiğini söyleyebilirim, böylece çocuğu daha iyi koruyacaklarını düşünüyorlar. Siyasi irade çocuklara profesyonel bakım vermek istiyor. Devlet çocukların anne ve babalarına ihtiyaç olmadan da profesyonel şekilde yetişebileceklerini göstermek istiyor. Bunun ben bayanların daha fazla meslek hayatına yönelmelerine sebep olduğunu düşünüyorum. Burada değişik hedefler bir arada toplanıyor.

Jugendamt yurtları olması gerekenden daha özgür

Çocukların Jugendamt kontrolünde kötü alışkanlık edinmeleri bir fenomen. Çocuk bir anda farklı yabancı bir bakıma maruz kalıyor. Bir de 14 yaşından sonra çocuğun alkol almasını, cinsel birlikteliklerini normal karşılıyorlar. Jugendamt yurtlarında ailelerinden olduğundan daha fazla özgürlük (!) ortamına kavuşuyorlar. Çocuk bunu sınırlayamıyor ve birçok kötü alışkanlık edinebiliyor.

Kurum çalışanlarında “çocuğa en iyi bakımı biz veririz.” düşüncesi var  

Öncelikle bu kurumlarda çalışanların kalifikasyonlarının bu alanda çalışmak için yeterli olmadığını söyleyebiliriz. Bu önyargıların oluşmasına ve çalışanların kafasında “Alman ulusal düşüncesine fikslenme ve çocuğa en iyi bakımı biz veririz” düşüncesini meydana getiriyor. Jugendamt çalışanı, bazen bir çocuğun annesi ile İtalya’ya taşınmasını, çocuğun refahı için tehlike olduğuna karar verebiliyor. Bir çok anne yada babanın çocuğunu Almanya dışına çıkarma girişimleri nedeni ile tutuklama tehdidi ile karşı karşıya geldiğini biliyoruz. Çalışanların yaptıkları sadece ön yargıdan kaynaklanıyor. Uluslararası standartların Jugendamt çalışanlarına da öğretilmesi gerekiyor.

Medya ve siyasiler bu kurumun hatalarını eleştiremiyor

Ben şahsen birçok defa Alman medyasında bazı haksız uygulamalar için makale yazılması konusunda girişimlerde bulundum. Bir defasında Der Spiegel dergisinden bir muhabire bu konuda bir geniş bir çalışma yapılıp yapılmayacağını sormuştum. O muhabir de bana “Bizim de çocuğumuz var ve Jugendamt’ın bize sorun çıkarmasından korkuyoruz.” dedi. Bazıları bu kurumların işlerini çok iyi yaptığını söylüyor, “Çünkü çocuğuna bakamayan ve anlaşamayan anne baba sayısı her geçen gün artıyor.” şeklinde düşünüyorlar. Burada gerçekten Jugendamt’ları eleştirmekten korkuyorlar, çünkü arka planda kendilerine karşı nasıl bir tavır alınacağı bilinmiyor. Bu kurumları eleştirmek aynı zamanda siyasiler tarafından da istenmiyor. Siyasiler “Belli küçük hatalar olabilir ama bu kurumlar işini çok iyi yapıyorlar. Biz Jugendamt’lara daha fazla yetki vermeliyiz. Aileler çocuklarınla iyi ilgilenemiyorlar, eğitimlerine destek veremiyorlar. “diye düşünüyorlar.

Çocukların kaldığı yurtlarda yaşanan bazı skandallar çocuğa zarar vermesin diye kamuoyuna yansıtılmıyor. Bu doğru bir davranış olabilir ama bu Jugendamt’ın yaptığı hataların eleştirilememesi için kullanılmamalı. Medya, Jugendamt’ların hatalarını ve skandallarını çocuğu koruyarak verebilmeli.

Jugendamt uluslararası standartlara göre yeniden yapılandırılmalı

Öncelikle idari denetim mekanizması olmalı, bireysel kararlar kontrol edilebilmeli ve hata varsa telafi edilebilmeli. Jugendamt’lar yeniden uluslararası standartlara göre yapılandırılmalı. Çalışanların eğitimine önem verilmeli ve iyileştirilmeli. Ayrıca ailelerinden alınan çocukların verildiği bakıcı ailelerin hangi şartlara, hangi eğitime sahip olacaklarının da bir standardı yok. Genelde aileler “ben bakıcı aile olmak istiyorum.” deyip başvuruyorlar, belki aileye bir kaç soru soruluyor, o kadar. Münih’te bakıcı annenin çocuğu öldürmesi vakasını biliyoruz.

Alman veya göçmen fark etmeden çocuğa el koyuluyor

Ben 20 yaşından itibaren çocukların ailelerinden alınmaları ile ilgilenmeye başladım. Eğer Jugendamt çalışanı bir çocuğun ailesinden alınmasını istiyor ve önemli görüyorsa, Alman veya göçmen aile fark etmiyor. Jugendamt, “şu ya da bu olursa çocuğa el konur.” şeklinde bir prensipler yok. Kurum çalışan gerekli görüyorsa çocuk aileden koparılıyor.

Jugendamt aynı zamanda ekonomik bir sektör

Maalesef Jugendamt çocuğu ailesinden koparmasından sonra bir de aileden de bakım ücreti talep ediliyor. Jugendamt’ın çalışmaları aynı zamanda en basit çalışanından yurtlara, bakıcı ailelere kadar büyük bir ekonomik sektörü oluşturuyor.

Sorun yaşayan aileler uzun yıllar sürecek mücadeleye hazır olsunlar

Jugendamt için beni arayan onlarca aile var. Onlara mahkemeye gidip sonuna kadar çocukları için mücadele etmelerini tavsiye ediyorum. Bu uzun yıllar sürecek bir mücadele olabilir, hatta sonunda kayıp da edebilirler. Birçok aile hakimi “Aileler kendilerini Jugendamt’a karşı çaresiz hissetmesinler.” diyor ama kısmen öyle. Ben gönüllü olarak yıllardır Jugendamt’ın çalışmalarının denetim altına alınması için mücadele ediyorum. Bunun için yüzlerce aile ile birlikte Avrupa Birliği Başvuru Komisyonu’na dilekçe verdik. Başvuru Komisyonu, hazırladığı çalışma raporunda Jugendamt’lara acil şekilde denetim mekanizması getirilmesini istedi. AB Başvuru Komisyonu’nun raporu için Federal Aile Bakanlığı’na yazdığımda bakanlıktan “Almanya olarak bu raporu dikkate almak zorunda değiliz.” cevabı geldi. Böyle bir rapor olduğuna önce inanmadılar. Sonra ise “Bir kaç küçük hata var. Onları düzelttik. Yoksa Jugendamt çok iyi çalışıyor. Bu rapor AB Başvuru Komisyonu’nun şahsi girişimi” dediler. Çok ciddiye almadılar. Benim elimde bakanlığın verdiği cevaplar mevcut.

Jugendamt’ın diğer kurumlarla kutsal ittifakı var

Gençlik Dairesi ile birçok kurumun kutsal bir ittifak içinde olduğunu düşünüyorum. Mahkemeler, polis, okul  v. s Jugendamt’ların planlarının hayata geçirilmesi için yardımcı oluyorlar. Jugendamt, bir çocuğu ailesinden alacağı zaman polis ile geliyor. Karşı çıkan çocuk yada aile üyesi kelepçe ile götürülebiliyor. Bütün bunlar “Çocuğun refahı” adı altında yapılıyor. Bunu anlamak mümkün değil. Çocuğun ailesinden kopmamak için ağlaması yalvarması işe yaramıyor. Bu şekilde yaşanmış onlarca drama var. İnsan haklarına aykırı hareket ediyorlar. Ailelere şans vermiyorlar. 2007 resmi rakamlarına göre günlük ortalama 77 çocuk ailesinden alınıyor. Bir profesör tarafından yapılan araştırmada el konulan her beş çocuktan birisi için hiçbir şekilde mahkeme süreci yaşanmadığı belirlendi.

Kindeswohl (çocuğun refahı) her yöne çekilebiliyor

Bu yasada tanımlanmamış. Sadece çocuğun refahı deniyor ama nedir? Hangi hallerde bu tehlikeye girer? Bir açıklama yok. Bu nedenle her Jugendamt çalışanı çocuğun refahını farklı tanımlıyor. Mesela iki sene önce ailesinden alınmış bir çocuğun mahkemesine katılmıştım. Hakim, çocuğun babasından korktuğu gerekçesi ile bakıcı ailede kalmasına ve babası ile bir daha görüştürülmemesine karar vermişti. Düşünebiliyor musunuz iki sene önce babasını çok seven bir çocuk şimdi babasından korkuyor ve bu çocuğun refahını tehlikeye atıyor. Bu kabul edilebilir bir şey değil.

“Göçmenlere yönelik çocuğun uyumunu öne çıkartıyorlar”

Karlsruhe’de Jugendamt ile aile arasında yaşanan bir olayda, “Çocuk evde Türkçe konuştuğu için Almanca öğrenemiyor.” gerekçesi öne sürülmüş ve çocuğa el koyulmuş. Jugendamt’ın görevi, çocuğu ya da genci içinde yaşadığı topluma entegre etmektir. Fakat Gençlik Dairesi çalışanları göçmen ailelere yönelik bunu “çocuk çok iyi şekilde Almanca konuşmalı, eğer çocuk ailede Almanca konuşamıyorsa çocuğun refahı (Kindeswohl) tehlikeye giriyor. Çocuk öncelikle içinde yaşadığı topluma uyum sağlamalı” şeklinde yorumluyorlarsa bu bir skandaldır.

Alınan Türk çocuklar Türk ailelere evlatlık verilmeli

Eğer bir Türk çocuğu ailesinden alınmak zorunda ise, bu çocuğun Türk bakıcı aileye verilmesi o çocuk için çok daha faydalı. Göçmen kökenli ailelerden alınan çocuklar sadece ailesini değil kültürünü de kaybediyor. Bu çocuk için iki kat daha acı verici bir durum.

Jugendamt birçok kurum, kuruluş, resmi yurtlar, yardım kuruluşları vs. işbirliği yapıyor. Türk dernekleri yurt açabilir ama asıl çözüm mümkün olan en az çocuğun ailesinden koparılmasıdır ya da çocuğa en optimum yardımı yapabilmektir. Ailesinden koparmak değil.